Emre
New member
Parite Ne Demek Tıp? Bir Gebelik Hikâyesinin İçinden Pariteyi Anlamak
Parite Ne Demek Tıp? Bir Gebelik Hikâyesinin İçinden Pariteyi Anlamak
Geçenlerde bir yakınımın hastane çıkışında elindeki dosyaya bakarken yüzünde tuhaf bir ifade gördüm. Bir yandan rahatlamış gibiydi, bir yandan da dosyadaki bazı kısaltmaları çözmeye çalışıyordu. Sonunda bana dönüp, “Şurada P2 yazıyor. Bu ne demek? İki çocuğum var diye mi yazmışlar?” diye sordu.
İlk bakışta gerçekten de öyle düşünülebilir.
Fakat tıpta kullanılan parite, günlük hayattaki “kaç çocuğun var?” sorusundan biraz farklı bir kavram. Hatta gebelik öyküsünü anlamaya çalışırken yalnızca çocuk sayısına bakmak ciddi şekilde yanıltıcı olabilir.
O gün konuşmaya başladığımızda konu kısa sürede yalnızca bir tıbbi terimi açıklamaktan çıktı. Gebeliklerin nasıl kaydedildiğini, geçmişte kadınların doğum deneyimlerinin nasıl değerlendirildiğini, bugün doktorların neden “kaç gebeliğiniz oldu?” ile “kaç doğum yaptınız?” sorularını ayrı ayrı sorduğunu konuşmaya başladık.
Ben de forumda sık sık sorulan “Parite ne demek tıp?” sorusunu, o günkü sohbetin içinden geçen küçük bir hikâyeyle anlatmak istedim.
Bir Dosyanın Üzerindeki Tek Harf
Hikâyedeki karakterlerimizden biri Elif olsun.
Elif 34 yaşında, ikinci çocuğuna hamile. Hastanede rutin kontrolünü beklerken yanında eşi Murat oturuyor. Murat biraz daha hesap kitap insanı. Doktorun söylediği haftayı telefonuna not ediyor, ultrason tarihlerini takvime işliyor, doğumdan sonra izin günlerini bile önceden hesaplamaya çalışıyor.
Elif ise başka bir ayrıntıya takılıyor.
Doktorun bilgisayar ekranında “G2 P1” ifadesini görüyor.
“P1 ne demek?” diye soruyor.
Murat hemen cevap vermeye çalışıyor:
“Herhalde birinci doğum anlamına geliyor.”
Elif kaşlarını kaldırıyor:
“Ama şu anda ikinci bebeğime hamileyim. O zaman neden P1?”
İşte tam burada küçük ama önemli bir tıbbi ayrım ortaya çıkıyor.
G (gravida) genel olarak kişinin yaşadığı doğrulanmış gebeliklerin sayısını ifade ederken, P (parity/parite) belirli bir gebelik haftası eşiğine ulaşan doğumların sayısını ifade eder. Tıbbi kaynaklarda yaygın kullanılan sistemlerden birinde parite, 20. gebelik haftası ve sonrasında gerçekleşen doğumların sayısı üzerinden değerlendirilir. Bununla birlikte kullanılan gebelik haftası eşiği kurum ve kayıt sistemine göre değişebilir.
Yani Elif'in şu anda ikinci gebeliği varsa G2 olması mümkündür. Daha önce 39. haftada bir doğum yaptıysa ve mevcut gebeliği henüz doğumla sonuçlanmadıysa P1 olması da tamamen anlaşılırdır.
Buradaki temel fikir şudur:
Gebelik sayısı ile doğum sayısı aynı şey değildir.
Bence bu ayrımı bilmek, “parite ne demek?” sorusunun en önemli cevabıdır.
Parite Çocuk Sayısı Değildir
Murat bu kez telefonu eline alıyor.
“Peki ikiz doğuran bir kadında ne olacak?” diye soruyor.
Bu soru aslında oldukça güzel bir örnek.
Diyelim ki Zeynep'in iki gebeliği olmuş olsun. İlk gebeliği 39. haftada tek bebeğin doğumuyla sonuçlanmış. İkinci gebeliğinde ise ikizleri olmuş ve doğum 36. haftada gerçekleşmiş.
Bu durumda:
- Gebelik sayısı: 2
- Doğum/parite açısından gebelik sayısı: 2
- Yaşayan çocuk sayısı: 3 olabilir.
Çünkü çoğul gebelik, parite açısından tek bir gebelik/doğum olayı olarak değerlendirilirken yaşayan çocuk sayısı ayrı hesaplanır. MSD Manual da çoğul gebeliğin gravidity ve parite açısından bir olarak kabul edildiğini, ancak yaşayan çocuk sayısının çocukların gerçek sayısını yansıttığını belirtir.
İşte burada tıbbi kayıt sisteminin neden günlük konuşmadan farklı olduğunu görüyoruz.
Günlük hayatta biri “Üç çocuğum var” dediğinde mesele oldukça basittir.
Doktor açısından ise başka sorular önem kazanabilir:
“Kaç kez hamile kaldınız?”
“Kaç doğum gerçekleşti?”
“Doğumlar kaçıncı haftalarda oldu?”
“Kaç çocuk yaşıyor?”
“Daha önce erken doğum yaşandı mı?”
Bu soruların her biri farklı bir klinik bilgi taşır.
Elif'in Eski Dosyası Açılıyor
Kontrol sırasında doktor Elif'in önceki gebeliğini soruyor.
Elif biraz duraksıyor.
“İlk gebeliğim doğumla sonuçlandı,” diyor. “Ama ondan önce çok erken dönemde sonlanan bir gebeliğim olmuştu.”
Murat hemen telefondaki notlarına bakıyor.
“Onu da toplam gebelik sayısına eklemek gerekiyor mu?”
Doktor başını sallıyor.
“Gebelik öyküsü değerlendirilirken erken gebelik kayıpları da ayrıca kayda girebilir. Ancak bunların pariteye nasıl yansıtıldığı kullanılan sisteme ve gebelik haftasına bağlıdır.”
İşte burada gravida, para ve gebelik sonuçlarının birbirinden ayrılması önem kazanıyor.
Örneğin yaygın kullanılan obstetrik kayıt sistemlerinden birinde gebelik öyküsü; term doğumlar, preterm doğumlar, gebelik kayıpları ve yaşayan çocuklar gibi ayrı başlıklarda gösterilebilir.
Bu yüzden yalnızca “P kaç?” sorusuna bakarak bir kişinin tüm gebelik geçmişini anlamaya çalışmak doğru değildir.
Bir kadının paritesi düşük olabilir ama çok sayıda gebelik yaşamış olabilir.
Başka bir kadının paritesi iki olabilir ve üç yaşayan çocuğu bulunabilir; bunun nedeni ikiz gebelik olabilir.
Bir başka kişinin gebelik kayıpları olabilir fakat bunlar kullanılan obstetrik kayıt sisteminde parite sayısına aynı şekilde dahil edilmeyebilir.
Tıbbi dil biraz matematiğe benzer: Bir sembolün neyi saydığını bilmeden yalnızca sayıya bakarsanız yanlış sonuca ulaşabilirsiniz.
Peki Neden Böyle Bir Sisteme İhtiyaç Duyuldu?
Hikâyenin burasında Murat'ın aklına başka bir soru geliyor:
“Doktorlar neden bütün bunları tek tek kaydediyor? Hastanın geçmişini konuşarak öğrenemezler mi?”
Aslında bu soru tıbbın tarihsel gelişimine de dokunuyor.
Modern obstetrik bakımda gebelik öyküsünün sistematik şekilde kaydedilmesinin önemli amaçlarından biri, hekimin hastanın geçmişini hızlı ve standart biçimde değerlendirebilmesidir. Çünkü önceki gebeliklerin sonucu, gebelik haftası ve yaşanan komplikasyonlar sonraki gebeliklerin değerlendirilmesinde klinik açıdan önemli olabilir. MSD Manual, önceki obstetrik öyküde gebelik haftası, doğum şekli, doğum komplikasyonları ve daha önce yaşanan bazı gebelik sorunlarının özellikle dikkate alındığını belirtiyor.
Bugün bir doktor için “daha önce 32 haftalık erken doğum yaşandı” bilgisi, yalnızca “daha önce doğum yaptı” bilgisinden çok daha fazla anlam taşıyabilir.
Çünkü sayının yanında öykü vardır.
Bu noktada Elif'in hikâyesi bize önemli bir şey hatırlatıyor: İnsan hayatı birkaç harf ve rakamla özetlenemez. Tıbbi kayıtlar hayatın kendisi değildir; hayatın belirli klinik bilgileri daha kolay anlaşılabilir hale getirmek için kullanılan bir sistemdir.
Erkeklerin Çözüm Arayışı, Kadınların Hikâyeyi Hatırlaması
Murat hâlâ konuyu çözmeye çalışıyor.
“Yani G ve P arasında matematiksel bir ilişki var. Önceki gebelikleri sınıflandırıyoruz, sonra doğumları haftasına göre ayırıyoruz.”
Elif ise başka bir noktaya dikkat çekiyor:
“Benim için sadece kaçıncı doğum yaptığım önemli değil. İlk doğumda neler yaşadığımı da doktorun bilmesi önemli.”
İkisinin yaklaşımı birbirini tamamlıyor.
Parite Ne Demek Tıp? Bir Gebelik Hikâyesinin İçinden Pariteyi Anlamak
Geçenlerde bir yakınımın hastane çıkışında elindeki dosyaya bakarken yüzünde tuhaf bir ifade gördüm. Bir yandan rahatlamış gibiydi, bir yandan da dosyadaki bazı kısaltmaları çözmeye çalışıyordu. Sonunda bana dönüp, “Şurada P2 yazıyor. Bu ne demek? İki çocuğum var diye mi yazmışlar?” diye sordu.
İlk bakışta gerçekten de öyle düşünülebilir.
Fakat tıpta kullanılan parite, günlük hayattaki “kaç çocuğun var?” sorusundan biraz farklı bir kavram. Hatta gebelik öyküsünü anlamaya çalışırken yalnızca çocuk sayısına bakmak ciddi şekilde yanıltıcı olabilir.
O gün konuşmaya başladığımızda konu kısa sürede yalnızca bir tıbbi terimi açıklamaktan çıktı. Gebeliklerin nasıl kaydedildiğini, geçmişte kadınların doğum deneyimlerinin nasıl değerlendirildiğini, bugün doktorların neden “kaç gebeliğiniz oldu?” ile “kaç doğum yaptınız?” sorularını ayrı ayrı sorduğunu konuşmaya başladık.
Ben de forumda sık sık sorulan “Parite ne demek tıp?” sorusunu, o günkü sohbetin içinden geçen küçük bir hikâyeyle anlatmak istedim.
Bir Dosyanın Üzerindeki Tek Harf
Hikâyedeki karakterlerimizden biri Elif olsun.
Elif 34 yaşında, ikinci çocuğuna hamile. Hastanede rutin kontrolünü beklerken yanında eşi Murat oturuyor. Murat biraz daha hesap kitap insanı. Doktorun söylediği haftayı telefonuna not ediyor, ultrason tarihlerini takvime işliyor, doğumdan sonra izin günlerini bile önceden hesaplamaya çalışıyor.
Elif ise başka bir ayrıntıya takılıyor.
Doktorun bilgisayar ekranında “G2 P1” ifadesini görüyor.
“P1 ne demek?” diye soruyor.
Murat hemen cevap vermeye çalışıyor:
“Herhalde birinci doğum anlamına geliyor.”
Elif kaşlarını kaldırıyor:
“Ama şu anda ikinci bebeğime hamileyim. O zaman neden P1?”
İşte tam burada küçük ama önemli bir tıbbi ayrım ortaya çıkıyor.
G (gravida) genel olarak kişinin yaşadığı doğrulanmış gebeliklerin sayısını ifade ederken, P (parity/parite) belirli bir gebelik haftası eşiğine ulaşan doğumların sayısını ifade eder. Tıbbi kaynaklarda yaygın kullanılan sistemlerden birinde parite, 20. gebelik haftası ve sonrasında gerçekleşen doğumların sayısı üzerinden değerlendirilir. Bununla birlikte kullanılan gebelik haftası eşiği kurum ve kayıt sistemine göre değişebilir.
Yani Elif'in şu anda ikinci gebeliği varsa G2 olması mümkündür. Daha önce 39. haftada bir doğum yaptıysa ve mevcut gebeliği henüz doğumla sonuçlanmadıysa P1 olması da tamamen anlaşılırdır.
Buradaki temel fikir şudur:
Gebelik sayısı ile doğum sayısı aynı şey değildir.
Bence bu ayrımı bilmek, “parite ne demek?” sorusunun en önemli cevabıdır.
Parite Çocuk Sayısı Değildir
Murat bu kez telefonu eline alıyor.
“Peki ikiz doğuran bir kadında ne olacak?” diye soruyor.
Bu soru aslında oldukça güzel bir örnek.
Diyelim ki Zeynep'in iki gebeliği olmuş olsun. İlk gebeliği 39. haftada tek bebeğin doğumuyla sonuçlanmış. İkinci gebeliğinde ise ikizleri olmuş ve doğum 36. haftada gerçekleşmiş.
Bu durumda:
- Gebelik sayısı: 2
- Doğum/parite açısından gebelik sayısı: 2
- Yaşayan çocuk sayısı: 3 olabilir.
Çünkü çoğul gebelik, parite açısından tek bir gebelik/doğum olayı olarak değerlendirilirken yaşayan çocuk sayısı ayrı hesaplanır. MSD Manual da çoğul gebeliğin gravidity ve parite açısından bir olarak kabul edildiğini, ancak yaşayan çocuk sayısının çocukların gerçek sayısını yansıttığını belirtir.
İşte burada tıbbi kayıt sisteminin neden günlük konuşmadan farklı olduğunu görüyoruz.
Günlük hayatta biri “Üç çocuğum var” dediğinde mesele oldukça basittir.
Doktor açısından ise başka sorular önem kazanabilir:
“Kaç kez hamile kaldınız?”
“Kaç doğum gerçekleşti?”
“Doğumlar kaçıncı haftalarda oldu?”
“Kaç çocuk yaşıyor?”
“Daha önce erken doğum yaşandı mı?”
Bu soruların her biri farklı bir klinik bilgi taşır.
Elif'in Eski Dosyası Açılıyor
Kontrol sırasında doktor Elif'in önceki gebeliğini soruyor.
Elif biraz duraksıyor.
“İlk gebeliğim doğumla sonuçlandı,” diyor. “Ama ondan önce çok erken dönemde sonlanan bir gebeliğim olmuştu.”
Murat hemen telefondaki notlarına bakıyor.
“Onu da toplam gebelik sayısına eklemek gerekiyor mu?”
Doktor başını sallıyor.
“Gebelik öyküsü değerlendirilirken erken gebelik kayıpları da ayrıca kayda girebilir. Ancak bunların pariteye nasıl yansıtıldığı kullanılan sisteme ve gebelik haftasına bağlıdır.”
İşte burada gravida, para ve gebelik sonuçlarının birbirinden ayrılması önem kazanıyor.
Örneğin yaygın kullanılan obstetrik kayıt sistemlerinden birinde gebelik öyküsü; term doğumlar, preterm doğumlar, gebelik kayıpları ve yaşayan çocuklar gibi ayrı başlıklarda gösterilebilir.
Bu yüzden yalnızca “P kaç?” sorusuna bakarak bir kişinin tüm gebelik geçmişini anlamaya çalışmak doğru değildir.
Bir kadının paritesi düşük olabilir ama çok sayıda gebelik yaşamış olabilir.
Başka bir kadının paritesi iki olabilir ve üç yaşayan çocuğu bulunabilir; bunun nedeni ikiz gebelik olabilir.
Bir başka kişinin gebelik kayıpları olabilir fakat bunlar kullanılan obstetrik kayıt sisteminde parite sayısına aynı şekilde dahil edilmeyebilir.
Tıbbi dil biraz matematiğe benzer: Bir sembolün neyi saydığını bilmeden yalnızca sayıya bakarsanız yanlış sonuca ulaşabilirsiniz.
Peki Neden Böyle Bir Sisteme İhtiyaç Duyuldu?
Hikâyenin burasında Murat'ın aklına başka bir soru geliyor:
“Doktorlar neden bütün bunları tek tek kaydediyor? Hastanın geçmişini konuşarak öğrenemezler mi?”
Aslında bu soru tıbbın tarihsel gelişimine de dokunuyor.
Modern obstetrik bakımda gebelik öyküsünün sistematik şekilde kaydedilmesinin önemli amaçlarından biri, hekimin hastanın geçmişini hızlı ve standart biçimde değerlendirebilmesidir. Çünkü önceki gebeliklerin sonucu, gebelik haftası ve yaşanan komplikasyonlar sonraki gebeliklerin değerlendirilmesinde klinik açıdan önemli olabilir. MSD Manual, önceki obstetrik öyküde gebelik haftası, doğum şekli, doğum komplikasyonları ve daha önce yaşanan bazı gebelik sorunlarının özellikle dikkate alındığını belirtiyor.
Bugün bir doktor için “daha önce 32 haftalık erken doğum yaşandı” bilgisi, yalnızca “daha önce doğum yaptı” bilgisinden çok daha fazla anlam taşıyabilir.
Çünkü sayının yanında öykü vardır.
Bu noktada Elif'in hikâyesi bize önemli bir şey hatırlatıyor: İnsan hayatı birkaç harf ve rakamla özetlenemez. Tıbbi kayıtlar hayatın kendisi değildir; hayatın belirli klinik bilgileri daha kolay anlaşılabilir hale getirmek için kullanılan bir sistemdir.
Erkeklerin Çözüm Arayışı, Kadınların Hikâyeyi Hatırlaması
Murat hâlâ konuyu çözmeye çalışıyor.
“Yani G ve P arasında matematiksel bir ilişki var. Önceki gebelikleri sınıflandırıyoruz, sonra doğumları haftasına göre ayırıyoruz.”
Elif ise başka bir noktaya dikkat çekiyor:
“Benim için sadece kaçıncı doğum yaptığım önemli değil. İlk doğumda neler yaşadığımı da doktorun bilmesi önemli.”
İkisinin yaklaşımı birbirini tamamlıyor.